Anasayfa Adliye Rehberi İçerik Kategorileri Avukatlar
Marmara Bölgesi Avukatları İç Anadolu Bölgesi Avukatları Ege Bölgesi Avukatları Akdeniz Bölgesi Avukatları Karadeniz Bölgesi Avukatları Doğu Anadolu Bölgesi Avukatları Güneydoğu Anadolu Bölgesi Avukatları
Haber Kategorileri Seri İlanlar İletişim
ALAN ADLARI VE MARKA HUKUKU ÜZERİNE - Nette Hukuk - İnsan Hakları ve Hukuk Sitesi
Anasayfa » Makale » Alan Adlari Ve Marka Hukuku Üzerine
ALAN ADLARI VE MARKA HUKUKU ÜZERİNE
BİR FRANSIZ MAHKEMESİ KARARI

Av.Ali Osman Özdilek, Mayıs 2003, Montral

Alan adları, hukukun birkaç dalında çeşitli hak ihlallerinin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Örneğin haksız rekabete yol açabilir, birinin ismine tecavüz teşkil edebilir, marka hukukunun ihlaline sebep olabilir. Alan adları bugüne dek en fazla domain grabbingler ile gündeme gelmiştir. Birçok ünlünün, firmanın ismi alan adı olarak alınmış ve sonra bunlara satılmaya çalışılmıştır. Buna karşı isimleri alan adı olarak olarak alınanlar WIPO gibi örgütler nezdinde başvurularda bulunmuşlar ve bazıları alan adlarının kendilerine transferini sağlamışlardır.

Bir alan adının tescilli bir marka ile aynı olması veya iltibas yaratması mümkündür. Burada ortaya çıkan sorun dış dünyadaki marka anlaşmazlıkları nedeniyle ortaya çıkanlardan pek farklı olmasa gerektir. Markasına tecavüz edildiğini iddia eden davacı alan adı veya onun gösterdiği siteyi kullanmanın karışıklığa yol açtığını ileri sürebilir.

Marka hukukuna ilişkin alan adı uyuşmazlıklarına ülkeler bugün iç hukuklarındaki düzenlemeleri uygulamaya çalışmaktadırlar. Bu yazıda marka hukukuna ilişkin bir problemin çözümünü ve alan adlarıyla olan ilişkisini ele alan bir Fransız mahkeme kararına göz atacağız.

Nanterre 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve 19 Kasım 2001de karara bağlanan bu davada

S.A E-LEARNING şirketi davacı, Socit ELEARNINGAGENCY şirketi ise davalıdır. Davacı 7 Mart 2000 tarihinde ticaret siciline kayıt olmuştur. Elektronik destek yoluyla kişilere pedagojik ve uygulamalı içerik sağlama işiyle uğraşmaktadır. Şirket 7 Nisan 2000 tarihli ve 003020089 numara ile Ulusal Endüstriyel Mülkiyet Enstitüsü nezdinde ürün ve hizmetleri için 35,38 ve 41, sınıflardan tescil ettirilmiş olanE-LEARNING markasına sahiptir. Davacı faaliyetlerini geliştirmek için de www.crossknowledge.com ve www.e-learning.fr adreslerinde iki web sitesi işletmektedir.

Davalı ELEARNING AGENCY ise www.elearningagency.com adresinde bir web sitesi işletmektedir. O da 19 Temmuz 2000 tarihinde e-LEARNİNG AGENCY markasını tescil ettirmiştir.

Davacı, Fikri Haklar Yasasının L 713-2, L 713-3 ve L 716-1. maddelerine dayanarak

e-LEARNİNG AGENCY markasının iptalini,
e-LEARNİNG AGENCY ve e-learningagency isimlerinin tüm kullanımlarının önlenmesini,
Davalının IP adresinin tüm internet arama motorlarından çıkarılmasını ve e-learningagency.com alan adının kendisine transfer edilmesini,
Davalının davacıya verdiği zararlar için 200.000 fransız frangı ödemesini,
Mahkeme kararının 3 ayrı gazete veya dergide ve ELEARNING AGENCY şirketinin web sitesinde ilan edilmesini,

talep etmiştir.

Davalı ise cevabında ve karşı davasında, davacının markasının tescil tarihinde jenerik ve davacının günlük aktivitelerinde kullandığı bir isim olduğunu bu sebeple iptal edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Mahkemeye göre

Fikri Haklar Yasasının L 711-2. maddesine göre marka sahibinin markasının ayırd edici nitelikte olabilmesi için markayı hizmet ve ürünlerinde kullanması, bu markanın günlük yaşamda veya iş yaşamında jenerik isim olarak ürün ve hizmetleri belirtmek için kullanılmaması ve ayırd edici niteliğin markanın tescil tarihinde var olması gereklidir.

e-learning teriminin basında, çeşitli yayınlarda ve internet üzerinde de görüldüğü gibi, bugün Fransada eğitim uzmanları ve eğitimle ilgili kişiler tarafından çok sık ve genel bir anlamda kullanıldığı, gerek içerdeki gerekse dışardaki firmalarda bu terimin intranet, internet veya bilgisayar aracılığı ile eğitimi kapsayan genel bir anlam taşıdığı tartışmasızdır.

Bu yeni terim, davacı markasını tescil ettirdiği sırada ağ üzerinden eğitim veya elektronik öğrenim olarak adlandırıldığı ve sık olarak kullanıldığı ABDden gelmiştir.

Davacı kendi açıklamalarına göre yönetim ve pazarlama eğitimi için pedagojik araçları elektronik destekle sağlamaktaydı. Kendisini yöneticilerin sanal üniversitesi olarak adlandırmıştı. Ticari iş yönetme yayınlarını içine alan 35. sınıftan, telekomünikasyon hizmetlerini içine alan 38. sınıftan ve eğitim, öğretim hizmetlerini içine alan 41. sınıftan markasını şu işler için tescil ettirmişti

Kursların düzenlenmesi
Seminerlerin düzenlenmesi
İnternet aracılığı ile interaktif sunumların düzenlenmesi
Ağ üzerinden konferansların organizasyonu ve yönetilmesi
Eğitim amaçlı videokonferansların düzenlenmesi

Söz konusu olan hizmetler genel olarak bu türü belirtmek üzere e-learning olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca e-learning terimi, çeşitli konferanslarda, çeşitli gazete ve dergilerde davacının markasını tescil tarihi olan 7 Nisan 2000 tarihinden önce kullanılmıştır. Örneğin Le Monde Informatique dergisinde 3 Mart 2000 tarihinde, Internet Professionnel dergisinde 10 Mart 2000 tarihinde, Arthur Andersen İş Danışmanlığının 28 Mart 2000 tarihli konferansında e-learning terimi kullanılmıştır.

Bu markaya bir koruma sağlamak, uzaktan eğitim için bu terimi kullanan tüm kişilere karşı davacının marka ihlali iddialarını ileri sürebilmesine yol açacaktır. Oysa böyle bir genelleme kesinlikle kabul edilemez.

Ayrıca davacı tarafından ileri sürülen karışma riski davacı tarafından ispat edilememiştir. Tarafların web siteleri sunuş bakımından birbirinden tamamen farklıdır. Davalının web sitesi, sorumluluklarının tanımı ve şirketin aktiviteleri bakımından gayet nettir. Hiçbir şey normal rekabet kurallarının ihlal edildiğini söylemeye imkan vermemektedir.

Bütün bu gerekçelerle mahkeme, davacının markasının davalının talebi gibi sadece 41. sınıfa münhasır olmak kaydıyla iptaline ve alan adına ilişkin olan talep de dahil olmak üzere davacının tüm taleplerinin reddine karar vermiştir.

Böyle bir durum ülkemizde ortaya çıksaydı ne olurdu?

Mevzuatımızda jenerik adların marka olarak tescilinin talep edilmesi mutlak red sebeplerinden biri olarak düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen 556 sayılı Markalar Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin c ve d bentlerinde şu hükümler yer almaktadır

c Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar,

d Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar,

Yukarıdaki nitelikleri taşıyan bir işaret veya adın marka olarak tescili talebiyle Türk Patent Enstitüsünün önüne gelmesi halinde Enstitünün bu başvuruyu 3. kişilerin itirazına gerek olmaksızın kendiliğinden reddetmesi gerekecektir. Çünkü KHK metninde bu durum mutlak red sebebi olarak gösterilmiştir.

Bu tescil talebi marka siciline kaydedilmiş olsa bile yukarıdaki davada olduğu gibi Türkiyede tescilli bir markanın sahibinin bir alan adı sahibi aleyhine, alan adının markası ile aynı veya ayırdedilemeyecek kadar aynı olduğu için markasına tecavüz teşkil ettiği veya alan adının halkın kafasında karışıklığa yol açtığı iddiasıyla markaya tecavüzün önlenmesini, alan adının kendisine transfer edilmesini, alan adının gösterdiği sitenin arama motorlarında bulunmasını sağlayan metataglarının kaldırılmasını ve bu alan adının tüm arama motorlarından çıkarılmasını talep etmesi halinde davalı konumundaki kişinin bir karşı dava ile davacının markasının ticaret alanında cins, çeşit vb. bir adı içerdiği yani jenerik bir isim olduğu için reddedilmesini talep etmesi halinde davacının markasının iptaline hükmedilmelidir.
Bu sebeple bir jenerik ismi marka olarak tescil ettirmek isteyenler bu taleplerinin mutlak red engeline takılacağını iyi hesaplamalıdırlar. Mutlak red sebebi enstitü tarafından atlansa ve marka tescil talebi kabul edilse bile marka sahibinin markasına tecavüz olması ve marka sahibinin de marka korumasından faydalanmak istemesi halinde açacağı dava aleyhine dönerek kendi markası iptal edilebilecektir. O zamana kadar markaya yapılan harcamalar ve yatırımlar da böylece boşa çıkmış olacaktır.

Ülkemizde ODTÜnin açıkladığı yeni alan adları sistemi sebebiyle böyle bir markaya sahip bulunanlar için bir risk doğmaktadır. Çünkü bu yeni sistemle jenerik alan adları belli şartları taşıyanlara verilecektir. Böylece hernasılsa atlanarak da olsa bir jenerik adı olarak tescil edilmiş olan markalara tanınan hukuki koruma alan adları karşısında işlevsiz hale gelecektir. Ayrıca jenerik alan adlarının alınabilmesi, neyin jenerik alan adı olduğunun bazı hallerde tam olarak tespit edilememesi sebebiyle aleyhine dava açılan alan adı sahiplerine davada savunma olarak ileri sürebilecekleri bir argüman verebilecektir. Gerçekten de bazı tescil başvurularında Türk Patent Enstitüsü jenerik bir isim veya işaret sayılabilecek bir marka tescil başvurusunu kabul etmekte bazı hallerde ise tam tersini yapmaktadır. Yani KHKnin özellikle 7/c fıkrasının uygulanmasında bazı hallerde muğlak bir durum söz konusudur, kriterler tam olarak tespit edilememiştir.

İlerleyen zamanlarda alan adları ile de ilişkili olarak bu tür bir marka uyuşmazlığının ortaya çıkması muhtemeldir. Yargı kararları ile konu bir açıklığa kavuşacaktır.

Av.Ali Osman Özdilek
Montreal, 14.05.2003

Bugün sitemize gelen ziyaretçi sayısı: 50174
Copyright © NetteHukuk.Com 2004-2016.
Sitemizdeki tüm görsel ve yazılımsal materyaller izinsiz kullanılamaz. Sitemiz WC3 Standartlarına uygundur. XHTML 1.1  |  CSS 3.0